Öl Deseydin Ölmezmiydim
<h2 data-start="130" data-end="172"><strong data-start="133" data-end="172">Öl Deseydin Ölmez miydim – Hikâyesi</strong></h2><p data-start="174" data-end="469">Bu türkü, Anadolu’da yaşanmış <strong data-start="204" data-end="241">derin ve karşılıksız bir sevdanın</strong> içten feryadı gibidir. Hikâyenin merkezinde, sevdiği kişiye bütün varlığını adamış bir âşık vardır. Sevgilisi onun için sadece bir insan değil, hayatın kendisidir. Aşık, sevdiğinin bir sözüyle mutlu olur, bir bakışıyla yıkılır.</p><p data-start="471" data-end="760">Ancak bu büyük sevda tek taraflıdır. Sevgili, ya başkasına verilmiş ya da kader onları ayırmıştır. Aşık, buna rağmen ne isyan eder ne de vazgeçer. Türküde geçen<br data-start="631" data-end="634"><strong data-start="634" data-end="664">“Öl deseydin ölmez miydim”</strong> sözü, aşkın geldiği son noktayı anlatır:<br data-start="705" data-end="708">
Aşık için sevdiğinin isteği, canından bile üstündür.</p><p data-start="762" data-end="1036">Sevgili giderken arkasında sadece sessizlik bırakır. Aşık ise köy köy dolaşıp sazıyla derdini anlatır. Ne söylerse söylesin, her türküsü aynı yere çıkar: kırılmış bir gurur, yıkılmış bir umut ve hâlâ bitmeyen bir sevda. Bu türkü, işte o çaresizliğin ve teslimiyetin sesidir.</p><p>
</p><p data-start="1038" data-end="1295">“Öl deseydin ölmez miydim”, aslında bir sitemden çok <strong data-start="1091" data-end="1108">bir itiraftır</strong>. Aşık, sevdiğine “Ben seni kendimden bile çok sevdim” demektedir. Türkü bu yüzden yüzyıllardır söylenir; çünkü anlatılan hikâye bir kişiye değil, <strong data-start="1255" data-end="1287">sevmeyi kaderi yapan herkese</strong> aittir.</p>